21/6/2007 ·
Uzun zaman önce yazdığım bi hikaye gibi bişeydi. Buraya koymak istedim...
''Şu kar tanesinin bile arkadaşı var. Oysa ben öylesine
yanlızımki...''
Pencerenin kıyısında oturmuş,
düşünmeye başladı küçük kız. Ailesi paramparçaydı, gittikleri yerde arkadaşı
bile yoktu. Olamıyordu çünkü, annesi dışarıya çıkmasına izin vermiyordu. ''Ya
babası onu kaçırırsa? Aşağılık adam! Tehdit etmekten başka bi işe yaramaz
zaten...''
-Anneee! Hadi izin ver ne olur,
kartopu oynayayım. Bak ne güzel kar yağıyo ama...
-Olmaz
dedim.
-Belki kardan adam da yapardık,
sen de gelirdin. Bi anne, bi baba, bi çocuk.
Gözleri doldu annenin birden.
Böyle olmasını o istememişti sonuçta. Ama yine de kendini suçluyordu hep.
İstemezdi kızına böyle bir hayat vermek. Hangi anne isterdi
ki?
-Peki, ama sakın gözümün önünden
ayrılma.
Sevinçle üstünü giyinmeye
başladı. Ayakkabısı, paltosu, eldivenler...
-Atkını takmayı unutma çok
soğuk!
-Taktım
bile.
Bu ev de ıssızdı. Herşeyiyle...
Herzaman yanamayan bir sobası, buz gibi yatağıyla... Ve o yatakta yanlız uyumak
artık öylesine zordu ki. Kocasını düşündü sonra birden. Mutlu muydular? Belki
çok eskiden. ''O zamanlar güzeldim.'' diye düşündü. ''Ama beni sen yıprattın ne
yazıkki.'' Zengindi kocası. Hiç görmediği şeyleri gördü onda. O, sosyete nedir
bilmezdi. Onun için eğlence arkadaşlarıyla bir araya gelmek, sohbet etmek, çerez
yemekten ibaretti. Ama güzeldi, gerçekten güzeldi ta ki, onu başkasıyla görene
kadar... Belki saçları beyazlamadı bir gecede. Ama kırılan kalbi, güzelliğini
yine de yenmeye yetti.
Apar topar çıkmıştı evden.
Kucağına küçük kızını aldığı gibi kaçtı. O evde, o yatakta, o insanla hiç
yaşamamış gibi. O eller bedenine dokunmamış gibiydi. Yüzüne çarpan soğukla
ayılmıştı. Biriktirdiği parasını, mücevherini neyi varsa almıştı, onları idare
ederdi bi süre. Nereye bile gittiklerini bilmeden gidiyorlardı. Hayat onları
nereye götürürse artık... O telaşla kapatamadığı cep telefonu çalmaya
başlamıştı. Açmamıştı... Ya bulursa onu, ya alırsa kızını? ''Açamam
ki...''
Hayal dünyasından gerçeğe döndü
birden. Pencereye baktı, sevinçle oyun oynayan küçük kızına. Sonra panik içinde
dışarıya koştu. Koştu, koştu, koştu, yetişemedi. Küçük kızı gitmişti. O arabanın
arkasından bakakaldı öylece... Yalnız, çaresiz, küçük kızı
olmadan...
Yorum (6)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!
6 yorum yazılmıştır
Yazan:amphi |
Tarih: 2007-06-25 01:42:42
Konu: ...
ya ben resmini koyana kadar tavuğu yedim ki. tavuk dediğim de tavuğun kanadı yani. fırında soslu tavuk kanadı.
veriim barii...
Bağlantı » »
Yazan:isimsiz |
Tarih: 2007-06-24 17:26:25
Konu: *
ben geldım hanı tavuk:=))
koysana fotografını buraya, yıyemıyoruz barı seyredelım, hemde tarıfını de ver, kırazın dedıgı gıbı:=)
allam basımıza ascı kesıldı bu:=))
Bağlantı » »
Yazan:
kirazg |
Tarih: 2007-06-24 14:56:56
Konu: .....
Çok hüzünlü bir hikaye..Ama devamı iyi gelsin ve anne kızına
kavuşsun diyelim..
Sima'nın yorumunda okudum az önce soslu tavuk yapıyormuşsun,
bari tarifini yazıver :)
Bağlantı » »
Yazan:
yansimalar |
Tarih: 2007-06-22 18:29:19
Konu: *
ya nıye o kıtabı söyledım kı ben:=) sadece adı cagrısım yaptı. gereksız ve sacma bır kıtaptı zaten ıyıkı okumamıssın..
Bağlantı » »
Yazan:amphi |
Tarih: 2007-06-22 16:18:45
Konu: ...
hayır okumadım. ama adını duymuştum. daha doğrusu başlarını okuyup dayanamdım devamını getirmeye.
Bağlantı » »
Yazan:
yansimalar |
Tarih: 2007-06-22 13:48:01
Konu: *
cok güzel kücük bir hıkaye. buruk bır tadı var...ıcım acıdı...
bloguma bır resım koyuyorum sımdı bu hıkaye ıle ılgılı...
kızım olmadan asla dıye bır kıtap vardı okudun mu onu??
Düzenleyen yansimalar gün: 22/6/2007 saat: 13:48
Bağlantı » »
« Önceki :: Sonraki »