9/8/2008 ·

29 ocak 1960'da, philadelphia'da doğar gia marie carangi. üç çocuklu ailede yalnız bir kızdır. merdiven başında uzun sohbetlere daldığı kardeşi michael ile birlikte, yazlık sinemaları cepheden gören ev sahipleri misali, her gece aynı filmi seyreder; şiddetli anne-baba kavgaları... 11 yaşına geldiğinde, annesi kathleen babasını, kardeşlerini ve gia'yı terk eder.
o yaşına kadar annesine çok yakın olduğundan, onun koyduğu mesafeyi 'kalp kırıcı' bulur gia; tekrar eve dönmesini düşler. oysa katheleen bir yıl sonra başkası ile evlenir. bu karmaşa onun tüm hayatına da siner zaten, isteyeceği her şeyi yapma özgürlüğünü yaratır.
genç kızlığa attığı ilk adımında karşısına en yakın arkadaşı olacak olan karen karusa; ikincisinde alkol, haplar ve marihuana çıkar. yetmişlerde sık rastlanan bu alışkanlıklara, david bowie hayranlığı da eklenince asilik madalyonu olur, koynunda taşıdığı.. 'bowie çocukları', özlemini duyduğu ailesinin yerini tutar; konserlerde ve philadelphia'nın gay club’larında kendini bulur, çoğu zaman gurur duyduğu ve savunduğu seksüel yaşamının tarih taşlarını oluşturur.gittikçe belirginleşen güzelliği, tüm hayatını yönlendiren annesine verilen en büyük fırsat olur; modelliğe başlaması fikri belirir.
17 yaşında, saç stilistliği ve fotoğrafçılık yapan maurice tannenbaum tarafından keşfedilir. "onu bir gece, kulüpte gördüğümde, çekimine kapılmış ve onu fotoğraflamak ve onun da fotoğraflamak istediği fikriyle büyülenmiştim. bu çiğ güzelliği görmeliydiniz." der tannenbaum, onu ilk gördüğü gece için. daha sonra gia'yı yine new york'a, bir model olarak şansını denemeye götüren ve wilhelmina cooper'ın ajansına kadar eşlik eden de tannenbaum olmuştur. cooper, bu dokunulmamış güzelliği gördüğünde o kadar heyecanlanır ki kontrat yapmayı unutur.
1978 sonlarında, american vogue da dahil olmak üzere pek çok dergide boy gösterir, yüzbinlerce dolar kazanır. bu göz kamaştırıcı hayata rağmen, çocukluğundan beri tek ama en büyük eksiği sıradanlığa susamaya devam eder. herkesin seks, para ve uyuşturucu peşinde olduğu dönemde, o sevgi ve merhamet arar. meslektaşı olan julie foster, onun için : "herhangibirinin sevgisini istiyordu. bazen gecenin bir yarısı, evime gelir, onu içeri aldığımda, sadece birininin ona sarılmasını isterdi."
gia'nın en sadık müşteri olması bir yana, yetmişlerde yaygın olan kokain, new york'ta sadece gece kulüplerinde değil; her moda stüdyosunda, modelleri geç saatlere dek ayakta tutmak için de kullanılıyordu.
1978 ekim'inde gia, bir vogue projesi için 'şiddetli, renksiz moda yayınları' ile nam salmış fotoğrafçı chris von wangenheim ile bir araya gelir. wangenheim, çekim bittikten sonra sanat için kimin kalmak istediğini sorar; gia kalır ve ünlü makyaj sanatçısı sandy linter da ona eşlik eder. hayat öyküsünün işlendiği filmde bizi salaklaştıran sahnelerden biridir; dünyanın en güzel kadını tel örgülerin arkasında siyah-beyaz karelerce donar. "camianın en iyi kalçaları" der wangenheim. gia'nın ilk kez o çekimlerde gördüğü sandy'e olan ilgisi, aşka dönüşür ve kısa süre sonra moda dünyasının en çok konuşulan ilişkilerinden biri de böylece başlamış olur. genç model, aşkının doruklarına tırmandıkça, sarı güllerle donatır sandy'nin eteklerini. işler içinden çıkılmaz bir hal alınca ayrılırlar. dört ay sürer ilişkileri...
1980 ocak ayında, ajans sahibi 40 yaşındaki wilhelmina cooper, akciğer kanserine yakalanır. bu uyuşturucuya hızla dönmek için geçerli bir sebeptir. bir kaç ay sonra, wilhelmina ölür; bu ve diğer sorunlarından onu sıyıracak, ayaklarını yerden kesecek yeni sevgili ile tanışır gia; eroin... bu yeni sevgili ilgi ister, alışkanlık yapar ve gia tüm benliği ile onun kollarında saklanır... kontrol altına alamadığı bu aşk, elbette iş hayatına yansır. herkes, özellikle beraber çalıştığı fotoğrafçılar, onun uyuşturucu bağımlılığının farkındadır ama bunu dillendirmemektedir. kadrajdan çıkmaları, taşlaşmaları çoğaldıkça güzelliğinin sözü geçmez olur fotoğraf makinelerine. 1980 vogue kasım çekimlerindeki fotoğraflarda kollarındaki iğne izleri açıkça görülüyor.
bir kaç ay içinde, modellikten sağladığı tüm maddi birikimi uyuşturucu yüzünden tüketir. 1980 yazı boyunca, vogue ve cosmopolitan kapaklarını süslemeye devam eder, ancak eroin rutini gia için poz vermekten çok daha önemli olduğundan, onunla çalışmak artık katlanılmaz hal alır. 1980 kasım’ında, wilhelmina ajansı’ndan ayrılıp, elieen ford ile anlaşır ancak, ford, gia'ya tolerans gösteremez ve 3 hafta sonra anlaşma fesh edilir.
çok geçmeden, hayatını geri kazanmak ve uyuşturucudan sıyrılmak için new york moda endüstrisinden uzaklaşmaya başlar. yorgun ve hastadır, 21 günlük eroin detox programına kaydolur. aynı kış, 20 yaşında eroin bağımlısı bir üniversite öğrencisi ile ilişkiye girer. rochelle, gia'dan daha derinindedir bu sarmalın. 1981 ilkbaharında, 21 yaşındaki gia, önce sarhoş araba kullanırken, sonra da ailesi ve arkadaşlarından para çalarken yakalanır. haziranda, annesinin evinden ayrılıp, arkadaşları ile eve çıkar ve bir kez daha uyuşturucu tedavi programına yazılır. fakat bu girişimi de yakın arkadaşı olan fotoğrafçı chris von waghemheim'ın bir araba kazasında öldüğü haberini almasıyla yarım kalır; kendini banyoya kilitleyip, saatler boyunca eroinle sevişir.
yeni bir tedavi girişimi ve aldığı bir kaç kilo, monique pillard ile anlaşmasına yarasa da senelerce kullandığı uyuşturucu, tüm ihtişamı ile kolları ve ellerinde müzesini açmıştır bir kere. philadelphia'da yaşamaktadır, sadece çekimler için new york'a gelir. 1982 kışında çekilen ve cosmo'nun kapağı olan fotoğrafı yine arkadaşı olan francesco scavullo çeker. bu gia'nın son magazin kapağı olur. daha önce yurt dışı katalog çekimleri için haftada onbinlerce dolar teklif edilen sıra dışı modeli artık kimse istemez. bir sene sonra, kuzey afrika'da uyuşturucu madde ile suçüstü yakalanır, kariyeri tamamen biter.
rochelle ile atlantic city'e yerleşen gia, düşmemek adına eroine sarılır , ilişkisi sarsıldıkça. sonunda ailesinin baskısı ile bir rehabilitasyon programına dahil olur. kendini yoksul olarak bildirir. burada, yine bir hasta olan rob fay ile tanışır ve yakınlaşır. altı ay tedaviden sonra, hastaneden çıkar ve philadelphia'da yaşamaya başlar. alışveriş merkezinde kot satar, bir süper markette kasiyerlik yapar. bu arada üniversiteden dersler alır, fotoğrafçılık ve sinematografi alanlarına duyduğu ilgi artar. ancak hastaneden çıktıktan üç ay sonra, bir kez daha ortadan kaybolur. "o yok oldu ve kimse bulamadı" diye anlatır rob, " üç hafta boyunca onu göremedim ve ne zaman biri kaybolsa genellikle ya eski alışkanlıklarına döner ya da intihar girişiminde bulunur."
gia, atlantic city'e ve eroine geri döner. uyuşturucu için ihtiyacı olan parayı erkeklerle yatarak kazanmaktadır ve bir kaç kez de tecavüze uğrar. aniden hastalanınca, annesi gelir ve onu hastaneye götürür. kontrol edildiğinde zatürree ve daha sonra da aids olduğu anlaşılır. hızla kötüye giden sağlığı sonucu solunum cihazına bağlanır.
18 kasım 1986'da, henüz 26 yaşında ölür gia. güzelliğe duyulan hayranlıktan dolayı sergilendiği onca magazin kapağına rağmen kendi tabutunu süsleyemeyecek kadar çirkin çıkmıştır son yolculuğuna..
(kaynak:ekşi sözlük)
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır